ŞAPHANE BİR TARİH VE KÜLTÜR ŞEHRİDİR
ŞAPHANE - UNUTULMAYAN HABERLER
  SAPHANE'den SON HABERLER
  YORUM OKU
  YORUM ARŞİVİ
  HAYVAN HAKLARI
  İLETİŞİM
  GÖRÜŞLERİNZ
  UNUTULMAYAN HABERLER
  ZİYARETCİ DEFTERİ
  ŞAPHANE RESİM GALERİSİ
  ŞAPHANE TARİHİ FOTOLARI
  YAYLA ŞÖLENİ'den FOTOĞRAFLAR
  ŞAPHANE KÜLTÜR... DERNEĞİ
  ÖNEMLİ TELEFONLAR
  TARİHİ SAATİMİZİ İSTERİZ!
  MESLEK YÜKSEK OKULU
  YARIŞMAYA KATIL
  Gleitschirmfliegen-YAMAÇ PARAŞÜTÇÜLÜĞÜ
  SAYAÇ
  MUSTAFA İSLAMOĞLU
  ŞAPHANE'den MANZARALAR
  KAYIP TARİHİ SAAT
  CANLI SEYRET
  ŞAPHANE DAĞI
  TARİHİ MEKANLARIMIZIN İÇİ-KIYAFETLERİMİZ
  ŞAPHANE TARİHİ
  SEÇİM2007 ŞAPHANE
  ŞÖLENE DAVET
  ŞAPHANE DAĞI ÇİÇEKLERİ
  ŞAPHANE SPOR
  SON AYIN HABERLERİ
  ŞAPHANE'NİN EVLATLARI
  OKULLARIMIZ
  800 YILLIK CAMİMİZ
  2008 ŞAPHANE TAKVİMİ
  ŞAPHANE'DE NELER OLUYOR
  BİLGİ YARIŞMASI
  KÜLTÜR DERNEĞİ'NDEN HABAERLER
  ESKİ YORUMLAR
  ŞAPHANE'NİN SESLERİ
  SAKLI KENT
  HABER ARŞİVİ
  HABER ARŞİVİ 2010-11




SAHTE VALİ İSTEMEYİZ

 

Şaphane muhabirimiz Tahsin Ünlü, Kütahya Valisi Şükrü Kocatepe’nin Köy ve İlçe sorunlarının tespiti ile çözüm yolları toplantısında bir konuşma yaptı;

 

“ Sayın Valim, Sayın Kaymakamım, Belediye Başkanım ve değerli daire amirleri!

 

Şaphane’nin geleceği turizmdedir. Bunda Şaphane Dağı çok önemli bir rol oynayacaktır.

Şaphane Dağı’nın zirvesinde  Cengiz Han’nın da kullandığı  ve hızla yıpranan “ Haberci Kalesi “ bulunmaktadır. Hemen bu kalenin altında Frigya ve Lidya ve Roma devrinden kalma, toprağın altında olduğu gibi duran bir “ SAKLI KENT “ vardır.

 

Ben bunların fotoğraflarını Kütahya Müze Müdürlüğü’ne gönderdim ve Müze Müdürümüz de buranın incelenip, SAKLIKENT’in ortaya çıkarılması gerektiğini belirtmiştir.

 

Burada yine Gökcukur Yaylamız bir tabiat harikasıdır.  Burada  “ Şaphane Dağı 3. Yayla Şöleni 5-6 Temmuz 2008 tarihinde yapılacaktır.

Yapımı planlanmaya alınmış bulunan yeni yayla yolunun  mümkünse bu tarihe yetiştirilmesini talep ediyoruz.

 

Şaphane Dağında uzmanların belirttiğine göre, 3-4 bin yaşında çam ağaçlarımız vardır. Şaphane Dağı haritalarda belirtildiği gibi, Milli Park ilan edilmiştir. Herhalde çok miktarda anıt ağaç vardır ve bunların tek tek tescili mümkün değildir. O halde  dağımız 1000 metreden sonra sit alanı ilan edilmeli ve koruma altına alınmalıdır.

 

Yaylamız çok geniş bir alandır. Orada kendiliğinden gölet yapılacak bir alan oluşmuştur. Burada küçük bir emekle, gölet oluşturulmalıdır. Bu gölet burada bulunan ormanımızın ve 3-4 bin yaşındaki cam ağaçlarımızın yangına karşı sigortasıdır. Başka su alacak bu kadar geniş alan yoktur. Buraya uçak dahil, her türlü araç inebilir.

 

Şaphane Ulu Camisi’nin tarihini de biliyoruz. Camimiz 800 yıllıktır. Bu tarihi camiye mutlaka ziyaret saatleri koyup, etrafında araç park edilmesi yasaklanmalıdır. Çevresi yeşillendirilmeli.

 

Sayın Valim önünüzdeki Şaphane Takvimi’nde resmini gördüğünüz 600 yıllık “ Hacahasan Konağı “ sivil mimaride tektir. Ustası yirmi beşer cm, öne doğru binayı kaydırarak, 8m öne çıkarmıştır. Eğer bu yıl ele alınmazsa, seneye sadece elimizde fotoğrafları kalacaktır. Gelin bu tarihi binayı kurtaralım.

 

Şaphane Kültür, Tanıtma, Geliştirme ve Çevre Derneği Şaphane Kültürünü, gün ışığına çıkarmaktadır. Burada 130 yıllık fotoğrafın icadından beri, Şaphane fotoğrafları sergilenmektedir. Derneğimize uygun bir yer gösterilmeli ve derneğe gerekli ehemmiyetin verilmesi.

 

Sayın Valim beni sabırsızla dinlediğiniz için teşekkür eder, arz ederim.

 

Vali Şükrü Kocatepe: “ Saati unuttun, tarihi saat’ten bahsetmedin.

 

Sayın Valim! Tarihi saatimiz zaten malumunuzdur. Sizler, bu saati ele almış durumdasınız. Ondan dile getirmedim. Madem ki sordunuz, Kısaca bahsedeyim. Esasen bu konuda brifing vermek isterdim. Mülki amirin ve emniyetin haberi olmadan, hukukumuza aykırı olarak 1.derece tarihi eser, 700 Yıllık saat Şaphane’den alınmıştır. Halen İdari Yargı’da, tarihi saatin iadesi için derneğimiz dava yürütmektedir. Tarihi saatin yokluğu, Şaphane Kültürüne ve turizmine ağır darbe vurmuştur. Davamız gerektiğinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve UNESCO’ya kadar getirilecektir.

 

Vali Şükrü Kocatepe: Saatin bir kopyasını gönderilecek.

 

Sayın Valim! Nasıl ki burada sahte bir vali istemiyorsak, tarihi saatin de sahtesini istemeyiz. Valimizin de, saatimizin de ASLINI istiyoruz.

 

İlk defa böyle halka açık vali toplantısına şahit oluyorum. Size ve diğer daire amirlerine candan tekrar teşekkür ederim. “

 

Kütahya Orman Bölge Müdürü Yüksel Gül de, yayla yolunun programa alındığını ve yayla şölenine yetiştirilmesi için elden gelenin yapılacağını belirtti.



ŞAPHANE ORMANLARI YOK EDİLİYOR

Şaphane  TEMA temsilcisi Ahmet Bayraktar çok üzgün ve dertli. Dağımızda bulunan 1000 yaşın üzerinde olduğukları tahmine edilen, herhalde anıt ağaç olduğu belli olan çam ağaçalarını, bir kaç kuruş için Orman İdaresi tarafından yok edeildiğini Şaphane TEMA Temsilcisi belirtti. Üzüntüsünü dile getirdi.

 

“ Bizim Şaphane Dağımızı, bu tarihi çam ağaçları güzelleştirmektedir. Bu tarihi ağaçları bizzatihi korumakla görevli  Orman İderesi tarafından katledilmektedir. Sayın Hayrettin Karaca, Kütahya toplantısında Ormanın 3 zaralısını saymıştı. En zararlı olarak da Orman İdaresini göstermişti. Ne kadar da haklıymış. Demek ki, Orman İdaresi, tarihi anaıt ağaç, tabiat varlıklarını tanımıyor, sadece bu kaç kuruş eder diye bakıyor. Üsteilkte üstlere şirin görünmekte var.

Aynı devlete bağlı, TABİAT VARLIKLARINI KORUMA YÜKSEK KURULU var. Ne yazak ki, ormanlarımızı, Orman İdaresine karşı koruyamıyoruz.

Evet Şaphane kayıtsız, şartsız sahipsizdir. Ama bir TEMA, sivil kuruluşlarımız, çevre derneğimiz var.

Değirmendere köylülüleri, ağlayarak anıt  ağaç katlimını anlattılar. Bana uyku durak yok. TEMA merkezine ve ilgililerine durumu bildireceğim. Şaphane Cumhuriyet Savcılığına suç duyusunda bulunacağım. O da ilgiisiz kalırsa, hemen AİHM olayı iletecem. Ayrıca başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere, tüm ilgililere yazacam. Buradan da seslenmek isterim. Orman İdaresi ormaları, anıt ağaçları yok etmek için mi vardır. Kellemi bu yola koydum. Şaphane o kadar da sahipsiz değil.  Anıt Ağaç katliamını hemen durdurun. “ 





Tanzimatda Kütahya İli

ŞAPHANELİLER SİMAV'I PROTESTO ETTİLER

Ahmet Karaefe ve Mustafa Yelboğa, Simav Panayırını gezerken, kendilerine Simav Eynal ile ilgili broşür verildi ve bu broşürü incelediler. Bir ne görsünler bu broşürdeki haritada Susurluk’tan, Pazarlar’a kadar olmayan ilçe yok. Sadece ve sadece Şaphane’ye özelikle yer verilmediğini gördüler. Bu durumu ilk fark eden 2 hemşeri, Şaphaneli Simav Belediyesi’ni protesto ettiler.

Ahmet Karaefe ve Mustafa Yelboğa;

“ Bizler Şaphane’yi çok seviyoruz. Elimize geçen bu broşürü dikkatle okuduk, inceledik. Bilerek ve isteyerek tek ilçe Şaphane bu haritadan çıkarılmıştır. Simav Belediyesi’nin haritasından sadece Şaphane İlçesi’ni çıkarmış olmasını, dolayısıyla Şaphane’yi küçümsemelerini şiddetle protesto ediyor ve Simav Belediyesi’ni kınıyoruz. Simav halkına sözümüz yok. Durumu fark eden her Simavlı dostumuz da, gözümüzün ödünde protesto etmiş, yapılan işi en iyi deyişle    “ AYIP ETMİŞLER “ olarak nitelendirmişlerdir. Biz, Şaphanelilerin Simav’la, akrabalılık, ticari bağları var. Bu saygısızlık Şaphane’ye yapılmamalıydı.

Muhalefeti ve İktidarıyla mahalli İdarecilerimiz yönünden, Şaphane sahipsiz olabilir ve bu mahalli idareciler bizim gördüklerimizin farkında bile değildir. Bu asla Şaphane’nin sahipsiz ve çaresiz anlamına gelmez. Bizler tek başımıza da kalsak, Şaphane’yi sahipsiz bırakmayacak ve öyle göstermeyeceğiz.

Bizler de önümüzdeki mahalli seçimlerin, ilçeliğe güçlendirilerek devam mı, beldeliğe dönüş mü anlamına geldiğine inanıyoruz. Zira bu mahalli seçimler, ya Şaphane’yi ilçeliği güçlendirilmiş modern bir şehre, ya da ilçe adı altında, görülmemiş bir idarei şekline, basit bir kasaba-köye çevirecektir.

Küçük menfaatlere değil de, gelecek vaat eden mahalli idarecileri daha dikkatle seçmeliyiz. Temennimiz halkımızı, Şaphanemizi modern bir şehre çevirecek mahalli idareciler seçmesidir.

İdarecilerimizin Şaphane’yi sahipsiz bırakması, biz halkın da sahipsiz bırakacağı anlamına gelmemelidir. “

Olayı bu protestocu Şaphanelilerden öğrenince durumu inceledik. Gerçekten bu Simav haritasında sadece Şaphane İlçesi yoktu.

Esasen Kütahya ili, diğer iller gibi Tanzimat’tan sonra yeni bir yapıya kavuşmuştur. Daha önce doğrudan Topkapı Sarayı’na bağlı olan Şaphane de, Tanzimat’ta Topkapı’dan alınıp, ilk defa Kütahya’ya bağlanmıştır. Bu tarihte, resimdeki eski Osmanlıca haritadan görüleceği üzere Şaphane İlçedir ve ismi de diğer ilçeler gibi aynı büyüklükte yazılmıştır. Şaphane tekrar ilçe olmamıştır. 150 yıl önce kaybettiği ilçeliği geri almıştır. Daha Kütahya’nın eşit ilçesi Uşak ancak 1954 yılında, Kütahya’dan ayrılarak İl olacaktır.
xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx


ein Bild


ein Bild

ŞAPHANELİLER DERNEKTE BİRLEŞELİM

 

Şaphane’nin hızla geriye doğru gitmekte olduğunu fark eden, Şaphane’nin ileri gelenleri düşündürmeye başlamış ve acil çareler aramaya  başlamışlardır.

 

Şaphane seçmen sayısı 9400 dür, daha sonraki seçimde bu 6.700 düşmüş,  22 temmuz 2007 seçiminde ise bu 5931 dir.  Seçmen listesinde yazılı seçmenlerin sayısı ise  5.404 dir. Aradan geçen zaman içinde seçmen sayısı nerdeyse yarı yarıya düşmüştür. Keza vergi mükelleflerinde, çalışanlarda durumları da, hemen hemen aynıdır.

 

Bu da göçün ne kadar hızlandığını göstermektedir.

 

Şaphane eşraflarından emekli öğretmen Hakkı Tunay:

19 Yılı Müdür olmak üzere 32 yıl öğretmenlik yaptım. Şaphane hayranlarındanım. Baştan belirteyim.  Belediye Başkanını adayı da değilim ve böyle bir niyetim de yok. Şaphane’nin durumuna çok üzülüyorum. Önemli olan felaket telallığı yapmak değil, durumumuzu tespit edip, çareler üretmek,  biz sade vatandaşların da elini taşın altına koymasıdır.

 Şaphane’nin yetiştirdiği benim bildiğim 3 Profesörü var.  Dışarıda çok kıymetli Şaphaneli hemşehrilerimiz var. Ayrıca İzmir ve Kütahya’da 2-3 defa Şaphane edecek hemşehrilerimiz yaşamaktadır. Ulaşabildiklerimle uzun uzun konuşuyorum. Şaphane Kültür, Tanıtma, Geliştirme ve Çevre Derneği çatısı altında birleşelim diye karar verdik. Dışarıdaki Şaphaneli hemşehrilerimizin tek tek adreslerini de tespit edelim. Sonra hep birlikte, şu güzel memleketimiz için ne yapabileceğimizi konuşalım.

 Şaphane’nin bir Kültür şehri olduğunun dikkate alınarak, acilen burası Turizme açılmalı ve ev pansiyonculuğuna geçilmelidir.

 

 Şaphane deyince akla Mustafa İslamoğlu gelmektedir. Mustafa İslamoğlu, www.saphane.tr.gg sayfasında yer aldığı gibi, mağdur dostu olmuştur. Ona haydut gibi bir sıfatı kimse yakıştıramaz. Ben de asla bunu kabul etmiyorum. Bilhassa ben kendi aile büyüklerimden medrese öğrencisi Mustafa İslamoğlu’nun yiğitlik ve kahramanlık öyküleriyle büyüdüm. Onu tüm dünya tanıyor. Şaphane için bir fırsattır. Şaphane Kavşağına heykelinin dikilmesi çok isabetli olur. Bunu için gönüllü hemşehrilerimizin ortaya çıkması da gurur vericidir. Bu turizmimizin ilk hareketi olacaktır.

Hepimiz bir araya gelirsek, Şaphane’ inin kaderini değiştirebiliriz. Ben buna candan inanmaktayım.

 

Şaphane esnaflarından Sevim Kocakalay:

 

Ben de Şaphane hayranlarında biriyim. Ben de Şaphane’nin hızla geri gittiğini rahatça görüyor ve Hakkı Tunay Beyin görüşlerine aynen katılıyorum.

  Eşim Tevfik Kocakalay 3. nesil tarihi kebapçı. “ Lezzet Avcısı “ programı için onu hazırlattırıp, saatlerce bekletip sonra hiç uğramayışlarına, çekim yapmayışlarına bir anlam veremedik.

Ben de bu Şaphane Derneği’nin kurucularındanım. Bu dernekte birleşip, Şaphane için neler yapılabileceğinin konuşulmasını ben de çok istemekteyim. Camiden giden tarihi saati bir an bile de unutmuş değilim.

 

ŞAPHANEDEN SON İLK AN HABERLERİ:

ŞAPHANE DAĞI 3.BÖLGESEL YAYLA ŞÖLENİ BÖLGE HALKINI YAYLAMIZA ÇEKTİ.

Şaphane Dağı 3.Bölgesel Yayla Şöleni çok başarı şekilde yapıldı. Yaylada uzun Ali'den, Noter hanıma, Dr. Özge hanıma, yaylaya yayan yürüyen Muhendis Gül Oktay, Gediz Maliyesi Müdürü, mali müşavir hanıma kadar, köylüsü, kentlisi oradaydı. Yaylada daha ilk defa gördğümüz ne kadar Şaphaneli varmış. Yayla Şöleni'mize katılan, bence mahalli kahraman hemşehrilerime tek tek teşekkür ederiz. O kadar çok kişi ve aile vardı ki, her ne kadar katılanları tek tek kutladıysam da, hepsine dolaşamadık. Siz var oldukca, Şaphane var olacaktır. Emekleriniz boşunamı? Hayır, hayır !  İşte ilk meyvesi, yaylamıza, dağımıza dev yollara başlandı. Şu Ekmeği cebinden katılan Mahalli Sanatcılarımıza ne dersiniz. Halkı orda mahalli türkülerimizle, hele Cemile'nin gezdiği meşelerin başsında, bu " Şaphane Dağı " türküsünü ne kadar güzel yorumladılar, tekrar tekrar çaldılar. Elleriniz, dilleriniz dert görmesin. Ya dilimizde teşekkür etmenin daha üstünde bir kelimemiz olmalı. Sanatcılarımıza ve tüm YAYLA HAYRANLARINA daha geniş bir şekilde teşekkür  edeceğiz. Ya şu arabasıyla, traktörleriyle yine ekmeği cebinden, durmadan yayla hayrını taşıyanlara ne demeli. Şaphane Belediyesi de, halkın imkanlarıyla, halka, aksaklıklar da olsa, burada hizmet vermiştir. Şaphane'nin hakkı olduğu daha ilerlemesi ve kalkınması için, Belediyemizdeki eksik olan hizmet içi eğitimin ne kadar gerekli olduğunu nacizhane dile getirecek ve  gösterek anlatmaya çalışacağız.
 Sayın Belediye Başkanımız Ramazan Yeşildeniz yaylamıza kadar zahmet etmiş, kıymetli zamanalarını harcamıştır.  Kendisine teşekkür ediyoruz.

  

ŞAPHANE DAĞI 3. BÖLGESEL YAYLA ŞÖLENİ HALKI YAYLAYA ÇEKTİ

 

Geleneksel Şaphane Dağı 3. Bölgesel Yayla Şöleni Cumartesi günü Gökcukur Yaylası’nda yapıldı.  Şölen bölge halkını adeta yaylada toplamıştı. Çok büyük bir katılım oldu. Bunları canlı olarak zaman içinde canlı olarak vereceğiz.

 Mahalli sanatçılarımız Alettin Özdinc, Adem İleri ve oğlu, Mustafa Çelik, mahalli müziğimizle katılanları coşturdular. 

Cenneti andıran Gökcukur Yaylası, gerçek bir yayladır. Bu yaylıyı son olarak Cicigaro’lar işletmekteydi. Yaylanın etrafı binlerce hayvanla kaplıydı. Yayla içinde onlarca at yayılır, yörük kadınları da yaylanın ortasındaki çeşmede durmadan keçe üretirlerdi. Yaylada üretilen süt ürünleri taze olarak pazarlara ulaştırılırdı. Burada üretilen tahıllar, saman da, şimdi açılmakta olan, yaylanın esas yolundan, kağnı arabalarıyla Şaphane’ye ulaştırılıyordu. Yaylamızda, kene ve haşeratın, bilirkişilerin belirttiğine göre, olması da mümkün  değildir. Kışın soğuk burada -30 – 40 dereceyi bulmaktadır.  En önemlisi orada bulunan kuşların, bilhassa sülünün ana gıdası kenedir.

“ Cemilemin gezdiği dağlar meşeli “ türküsünün Şaphane kaynaklı olduğu öğrenilince, bu  “ Şaphane Dağı” türküsü defalarca çalındı. Bölge halkımız mahalli müziğimize dayanamadılar ve oynamaya başladılar.  Gökcukur Yaylası’nda ilk göze çarpan Ali Karağıl'dan, Noter hanıma, Dr. Özge hanıma, yaylaya yayan yürüyen Muhendis Gül Oktay,a Gediz Maliyesi Müdürü, mali müşavir hanıma, Kanada’dan gelen gurbetçilerimize kadar, köylüsü, kentlisi hepsi oradaydı. Daha ilk defa gördüğümüz ne kadar bir kalabalık, şaphaneli vardı.

Şaphane Kültür, Tanıtma, Geliştirme ve Çevre Derneği İdaresi ve Başkanı Osman Kara:

Geleneksel Şaphane Dağı 3. Bölgesel Yayla Şöleni’ne katılan tüm hemşerilerimi tek tek kutlarım. Katılım umduğumuzdan kat kat fazla oldu ve nerdeyse tüm bölge halkımız oradaydı. Bu yıl protokolsüz, tam bir yayla havası içinde kutlandı. Tüm mahalli türkülerimiz, “ cemilem “ türküsü mahalli sanatçılarımız tarafından mükemmel şekilde icra edildi. Buraya katılan tüm bölge halkını, halk kahramanlarını kutluyorum. Yayla sevdası, ne yolu, ne yakıtı, ne de masrafı düşündürdü. Hepiniz fedakârlık edip geldiniz. Sizleri hiç durmadan dolaşarak, tebrik etmeye çalıştık. O kadar kalabalıktınız ki, hepinize yetişemedik.

TEŞEKKÜR EDERİM:

Buradan hepinize, tüm katılımcılara bir kere daha teşekkür ederim. Yenigediz ve Bölgem gazetesi sahibi, kadim dostumuz Sedat Özalp’e, ekmeği cebinden mahalli sanatçılarımız Alettin Özdinc, Adem İleri ve oğlu, Mustafa Çelik’e, Arabasıyla, traktörüyle yayla sevdalılarını taşıyanlara, Mustafa Topala, aksaklıklarda olsa, Şaphane Belediyesine, Siyasi Parti temsilcilerine, köy ve mahalle muhtarlarına, oynayanlara, orada çok yardımcı olan Şaphane Jandarması’na, emeği geçenlere candan teşekkür ederim.

KINADIKLARIM:

Bir memleketin toptan hareket edilecek günleri vardır. En azından orada bayrak göstermek gerekir. Değer verdiklerimizi aramızda görmek gerekirdi.

Yeri gelince, toplum önderi gibi görünen, fakat Şaphane’nin en büyük gününde bizi yalnız bırakanları, tembih ettiğimiz halde, o gün ortada görünmeyen Şaphane Otobüs işletmesini, tüm imkanları olduğu halde yine görünemeyen Necati Demirtaş’ı, ortada görünmeyen mahalle ve köy muhtarlarını, varsa diğer kayda değer seçilmişleri siz halka bildirir ve kınarım.

Yayla yolumuz hızla yapılmaktadır. Gelecek Yayla Şöleni’nin gününü bu yolun bitimi tayin edecektir.

Şaphane 8. Kiraz-Vişne Kültür Festivali çok Başarlı ve olaysız geçti. Bu esasında bizim derneğimizin işidir. Burada da emeği geçenleri kutlarım. Ayrıca Gediz belediye Başkanına, katılımından ve gönderdiği mehter’den dolayı, yine Simav folklor ekibine teşekkür ederim.

Ayrıca Pazarlar Beleye Başkanı ve başkanımızla oynayarak, dostluk sergilemeleri de başka bir mutluk oldu.

Şimdi sel gitti ne mil kaldı diye düşünüyorum. Kalan mil şu:

Vedat Bey, yıllar önce “ Şaphane’nin kurtarıcısı “ adı altında gazetede çıkan yazıyı uygulanırsa, gerçekten Şaphane kurtulabilir. Evlere iş verilecektir.

Biz vişne üreticileri yine kan ağlıyoruz. Benim hemşerilerim gelip “ Bu sene vişne 1 liranın altına düşerse, toplamaya imkân yok “ diyorlar. Kendi masrafı zaten 700 kurşun üzerindedir. O halde vişne dalında kalacaktır. Buna bir çare bulunsun.

Şaphane Dağı 4. YAYLA Şöleni’ne hazır olun.”

 

“ Cemilemin gezdiği dağlar meşeli” türküsünü hatırladınız. Bu türkü gerçekten Şaphane Dağı’nda yaşandı ve kahramanları halen sağ. Muhabirimiz Tahsin Ünlü uzun zamandan beri bu türkünün yaşayan kahramanlarını ortaya çıkarmaya çalışmaktaydı. Nihayet muhabirimiz Tahsin Ünlü türkünün tüm kahramanlarını, Cemile Aktaş’ı Ümmet Yıldırım’ı tek tek buldu ve kendileriyle konuştu. Acı olay, hazır bir sinema senaryosu idi.

Olayın Kahramanı Cemile AKTAŞ,   koca ( Büyük ) Memiş ve Iraz Aktaş ’ın  8 Çocuklarından üçüncüsüdür. Cemile ailesiyle beraber Göçlük Köyü Cicikara Mahallesine yerleşirler.

 

 Ancak bu olayın Kahramanı Cemile’nin başına gelenler, pişmiş tavuğun başına gelmez ve çile kaderi olur. Buradaki gerçek olaylar, tam bir tabii filmdir ve bu konu film olabilecektir. Daha şimdiden duyuruyoruz.

 

İsmail oğlu Zabit Cicikaro Cemile ile evlenemeye karar verirler. Düğün cinayetle biter. Düğün alayı arasında bulunan Gavur Ali lakaplı,  Ormancı Ali, rakı ister. Düğün sahibi bu isteği reddeder. Göçlük yareni, ormancıya bir rakı almadılar diye kırılır ve düğünü terk etmeye kalkar. Bunların günlü alınır ve geri dönerler. Evin önünde yağmur sularıyla gölcük oluşmuştur. Seğmenler bu suyun etrafında dönerler ve suya doğru  ateş ederler.  Cemile’nin amcaoğlu Yaren Bayram Aktaş, babası silah verir. Yine Göçlük Köyü’nden  Hasan oğlu, Celal Yılmaz’ı kaza ile yaralar. O zaman imkanları da az olduğundan Celal Yılmaz kan kaybı ve barut zehirlenmesinden ölür. Katil Jandarma tarafından tutuklanır. Esasında olay kaza ile değil, düğün bahanesiyle daha 15 yaşındaki Celal Yılmaz’ın kasten vurulduğu söylentisi yayılır. Celal Yılmaz’a adet üzeri türkü yakılır. Halen köylülerin zihinlerindedir. Olayı hatırlarlar.

 

Cemalımın evleri dere kaşında

Celamımı vurdular 15 yaşında

Celalım, Celalım, ne oldun celalım

Kanlar içinde kaldın Celalım

 

Celalin evleri mektebe yakın

 Celali vurdular boyuna bakın

Şirin bahçesinde gül idin

Goncalarım açmadan vurulmuş oldun. ( Derleyen Hürü Akdağ Gölcük )

 

Bütün bunlara rağmen Cemile, Zabit Cikaro’ya gelin gelir. Bunlar esasında dayı, hala çocuklarıdır. 3 yıl sonra eşi askere gider. Gelin geldiği aile, düğünde bir kişinin cinayete kurban gittiğini ve gelinin uğursuz geldiğini öne sürerler ve gelini istemezler. 10 yıl sürecek boşanma davası başlamıştır.

 

Cemile ailesine, babası koca Memeş’e dönmüştür. Hayvancılıkla geçinen aile de yazın Şaphane Gökçukur Yaylası’nda geçirmektedir.   Cemile’nin daha boşanma davası devam etmektedir. Bu sırada Kızılkoltuk Köyü, Kayrak Mahallesi’den  Ümmet Yıldırım,ın 3 çocuk babasıdır ve eşi vefat etmiştir. Artık evlenmek istemektedir. Gökcukur Yaylası’na gelerek, bazı kişilerin yardımıyla Cemile’yi zorla Şaphane Dağı’nın meşelerin bol olduğu başka tarafına kaçırır. Cemile kaçmasın diye, bir odaya kitler. Cemile de evlenmeyi zaten reddetmektedir ve çok guruludur.  Bu arada Cemile’nin yanına diğer Yörük kadınlar ziyarete gelmektedir. Bunlardan Cemile’ye akıl verirler. En sonunda Raşit Yüksel’in verdiği akılı dinler.

 

“ Cemile akıllı ol kızım. Yoksa seni yaşatmayacaklar. Sen bunlara evleneceğim, çağırın babam Koca Memiş’i, isteyin de Nikah kıyılsın de “ derler. Cemile de bu öğütleri yerine getirir. Cemile’nin babası koca Memiş’i çağırırlar. Türkü de olayın burasına  açıkça  geniş yer verilmiştir.  Her kıtanın sonunda   “Nikamızı Kıysın, Ünnen Gelin Koca Memiş'e “
denmektedir. Ünen Gelin Koca Memiş’e  - bugünkü Türkçe ile  “ Çağırın gelin Koca Memiş’i,( babası ) kıysın nikâhımızı “ anlamına gelmektedir. Cemile’nin babası iri yarı bir adam olduğundan, Koca Memiş lakabı takılmıştı.

 

Gerçekten Cemile’nin babası Koca Memiş Aktaş, jandarma eşliğinde Şaphane Gökçukur Yaylası’na gelir. Cemile babası, hep beraber Şikayet dilekçesini geri almak üzere Gediz Savcığı’na gidilir. Cemile kendisine verilen öğütleri tutar ve  kendini güvencede hissedince karşı tarafa geçer ve durumu anlatır.

 

BUGÜN 146325 ziyaretçi BURADAYDI
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=