ŞAPHANE BİR TARİH VE KÜLTÜR ŞEHRİDİR
ŞAPHANE - YORUM OKU
  SAPHANE'den SON HABERLER
  YORUM OKU
  YORUM ARŞİVİ
  HAYVAN HAKLARI
  İLETİŞİM
  GÖRÜŞLERİNZ
  UNUTULMAYAN HABERLER
  ZİYARETCİ DEFTERİ
  ŞAPHANE RESİM GALERİSİ
  ŞAPHANE TARİHİ FOTOLARI
  YAYLA ŞÖLENİ'den FOTOĞRAFLAR
  ŞAPHANE KÜLTÜR... DERNEĞİ
  ÖNEMLİ TELEFONLAR
  TARİHİ SAATİMİZİ İSTERİZ!
  MESLEK YÜKSEK OKULU
  YARIŞMAYA KATIL
  Gleitschirmfliegen-YAMAÇ PARAŞÜTÇÜLÜĞÜ
  SAYAÇ
  MUSTAFA İSLAMOĞLU
  ŞAPHANE'den MANZARALAR
  KAYIP TARİHİ SAAT
  CANLI SEYRET
  ŞAPHANE DAĞI
  TARİHİ MEKANLARIMIZIN İÇİ-KIYAFETLERİMİZ
  ŞAPHANE TARİHİ
  SEÇİM2007 ŞAPHANE
  ŞÖLENE DAVET
  ŞAPHANE DAĞI ÇİÇEKLERİ
  ŞAPHANE SPOR
  SON AYIN HABERLERİ
  ŞAPHANE'NİN EVLATLARI
  OKULLARIMIZ
  800 YILLIK CAMİMİZ
  2008 ŞAPHANE TAKVİMİ
  ŞAPHANE'DE NELER OLUYOR
  BİLGİ YARIŞMASI
  KÜLTÜR DERNEĞİ'NDEN HABAERLER
  ESKİ YORUMLAR
  ŞAPHANE'NİN SESLERİ
  SAKLI KENT
  HABER ARŞİVİ
  HABER ARŞİVİ 2010-11

Her geceyi KADİR, her gelini HIZIR bil!
Yorumlarımıza siz de katılmanızı ve yazmanızı bekliyoruz.
 

“AKILLILIKTA SINIR VARDIR. CEHALETTE İSE SINIR YOKTUR!

 

Belediye başkanlarını yetiştiren bir okul yok   Şaphane’de biri birine bakarak yetişiyorlar. Daha önceki başkanların hata ve başarılarını anlatan, deneyim kazandıracak bir kitap, ele alınacak bir kaynak yok. Bu eksikliği bu sefer çok daha  net görüyorum. Durmadan anlatmaya çalıştığımız Şaphane’nin olmazsa olmazlarını mutlaka dikkate almak gerekecek. Bölge huzurevi, Turizme açılma. Tarihi değerlerimizin ortaya çıkarılması, Şaphane’nin tüm dünyaya tanıtılması, aklın gereği olacak.  Siyasi Partilerimizin vaatlerinde baktığımda, yavaş yavaş bunların yer aldığını görüyorum. Şaphane bir gerileme devrinden geliyor. 49 köyünü kaybetmiş, sanatkarlarını bitirmiştir. Bakın eskiden var olan sanatkarlara. Çıkacak  “ Şaphane Kitabı’ndan bir sayfa çevirelim.  Bakın. Şaphane ne kadar büyükmüş

ŞAPHANE’DE ALTIN VE GÜMÜŞ USTALARI

 Yelekli, zincirli cep saatli, tertemiz elbiseli aksakallı bir dede, daha sabahın 7 si, yavaş yavaş 2 kepenkli dükkanını  özenerek açıyor. İçerde düzenli tezgâhı aletleri, gümüş ve altını ısıtan ocakları var. Dede baba mesleği gümüş işleme işlerine başlıyor. O sanatkâr elleriyle harikalar yaratıyorlar. Biraz sonra Şaphane’nin 49 köyünden müşterileri akmaya başlar. Yeni evleneceklerle bu gümüş, altın işleme dükkânı dolar taşar.  El emeği ısmarlama altın ve gümüş işlemeler genç gelinleri süsleyecektir. Dede o Osmanlı Türkçesi’yle bir taraftan sohbete dalar. Gün bereketli geçmiştir. Akşam dede, yeni bitirdiği altın ve gümüş işlemelerini yerlerine, o minicik vitrine koyar ve evine çıkar…Bu dede kimdir?

İLK PARK PARASI

Aynı sokakta, Şaphane dostu bir dişçi esnafı da bulunmaktadır. Bu dişçinin bir gün dahi takım elbisesiz ve kravatsız görmek kimseye nasip olmamıştır. Hep efendidir ve öyle giyinir. 2 oğlunu da  çok efendi yetiştirir ve sınıf birincisidirler…  2 oğlu daha ilkokul çağlarındayken, dişçi rahmetli olur. 2 oğul ve bir anne hayat mücadelesi vermeye çalışırlar. Şimdiki adliyenin altındaki evlerinin bahçesine, Cuma günleri Şaphane’nin tüm köylerinden gelenlerin merkepleriyle dolar taşar. Burası merkep araç parkı haline gelir. 2 kardeş bunu önleyemezler. Birden akıllarına araç park parası almak gelir. Şaphane’de araç park parasının ilk muntazam alınması böyle başlar. Her merkebini bağlayan köylünün merkebi garantili 2 kardeş tarafından nöbetleşe korunur, bakılır  ve park parası tahsil edilirdi. Bunlar kimlerdir?

Bundan yarım asır öncesine kadar, çevredeki tüm 49 köy, kasaba Şaphane’ye bağlı ve Cuma namazında Ulu Cami sokaklara kadar dolup taşıyordu…

( Atadan ataya, gümüş ve altın işleme dükkânı sabibi dede, Mustafa Arıgümüş. Gazeteci Mustafa Arıgümüş’ün dedesi.  Dişçi  “ Dişçi Nuri “,  2 kardeş ise Ruhi ve Ethem İcaditürk )

Kitabımızdan alıntı yaptığımız bu iki satırla ne demek istemiştik. Şaphane o zaman çok daha ileridir. Cuma günleri çarşıda yürümek bile kolay değildi. İlçemizde, asırlardan beri gelen altın ve gümüş işleyen sanatkâr esnaflarımız, her zaman bir dişçimiz vardır.

KONUŞMALAR DAHA ÖNCEDEN BELLİ OLMALIDIR

Mahalli seçimler son dakikalarını yaşıyor. Fikri ve projeleri olan adaylar aylar öncesinden bunları anlata anlata bitiremiyorlar. Bu sefer bizim yazdık ve gördüklerimizi görenler de var. Dünyalının her tarafında 2x2= 4 eder. O halde yazdığımız fikirleri suya yazmış olamayız. Nokta kadar menfaat için, virgül kadar eğileceklere yapılacak bir şey yok. Fakat Şaphane’de bizimle aynı düşünen ve bu fikirlerin hangi aday tarafından benimsendiğini görmek isteyen, bekleyen binlerce kararsız seçmeni var. Bakalım fikirlerimizi, hangi adaylarımızın programında yeşerecek. Yalnız Perşembe günü, bir konuşmacı, “ Eski evlerin restore edileceğinden, şimdiye kadar ciddi olarak ele alınmadığından “ bahsetti Son dakika da yetiştim ve kim olduğunu öğrenemedim.. Fikir doğru ise, eninde sonunda yerini bulur.

Eski ev deyip geçmemek lazım. Şu an en tanınmış, başarılı belediye başkanları, kentlerinin tarihi dokusunu bozmamış ve aynen yaşatanlardır. Böylece turizme açılacak ve ev pansiyonculuğu teşvik edilecektir. Beypazarı bunun en güzel örneğidir.

Bu konuşmacılar, en azından 1 gün önceden konuşacakları saatlerle birlikte halka bildirilmelidir. Konuşma bitince, konuşanın kim olduğu bir kere daha belirtilmelidir. Bundan kim sorumlu ise, bu işi bir intizama bağlayıversin.

TUNUS MAHALLESİNE SAYGI

İlk göçlerin başladığında, Osmanlılar bu işi en ince detaylarıyla ön hazırlıklar yapmışlardır. O zamanki Şaphane Emiri, Subaşı Mahallesi’ni, gür suları, değirmeni ile  Tunus Sancağı’ndan gelecek kafileye ayırmıştı. Tunus kafilesi gelince, en verimli bu Subaşı Mahallesi’ne yerleştirilir. Aradan asırlar da geçse de, halen bu kafilenin izleri, mimarı yapıları bu mahallede mevcuttur. Adları bile hala yaşar  “Tunuslular “   Halk dilinde Tonüsler.  Evlerin alt geçitleriyle, bitişik evleriyle ayrı bir şehir gibidir burası. Bu mahalleyi yaşatın! Evleri yıkmak, tarihi yok etmek cehalet, yapmak ise akıllılıktır.

Bu Tunusluları temsil eden bir başkan adayımız var. Seçilsin, secimlesin, bu TUNUS MAHALLESİ’ni SİT ALANI ilan ettirmek, programında bunu işlemek boynunun borcu.  Esasında burayı kurtarmak her adayın, hepimizin görevi, bakalım kime nasip olur.

Şaphanemizin geleceği için fikirlerimizi anlamış, benimsemiş, benimseyecek, programlarında yer veren adaylarımıza Şaphane için candan teşekkür ediyorum. Tüm adaylarımıza buradan başarılar, seçimlerin de hayırlar getirmesini dilerim.

Benim bölgemin merhametli ve çalışkan halkı! Şaphane Kültür, Tanıtma, Geliştirme ve Çevre Derneği’mizin 796 51917650-5001 Ziraat Bankası 796 Şaphane Şubesi’ndeki hesabına destek olalım. Her türlü katkınız Şaphane’ye güç katacaktır. Sağlıcakla kalın, hoşça kalın.

 

YORUM 6.03.2009

“ Cahil dostun olacağına, akıllı düşmanın olsun! “

HANIM KAYMAKAMLAR KALICI İZLER BIRAKMIŞLARDIR.

Tarihimizde ilk defa bir hanım Kaymakamımız görevine bu hafta başladı. Ne hikmetse hanım kaymakamlar, gittiği yerlerde aradan uzun yıllar da geçse de silinmez izler bırakmışlardır. Kaldı ki bizim kaymakamımızın öğrenim hayatı birinciliklerle doludur ve babası kıdemli bir kaymakam olarak, kızını süper olarak yetiştirmiş ve kendine halkın ve hizmetin yanında olması yönünde öğütler vermiştir.

KAYMAKAM HANIMDAN BEKLENTİLERİMİZ!

İyi ki devletimiz, çok iyi yetişmiş, yurt dışında staj görmüş, okumuş kaymakamlar yetiştirmiştir.

Yoksa ben ismimizi taşıyan Dağımızdaki “ Kalemiz”  “ saklı Kentimiz “  “ “Yaylalarımız “  “Halk kahramanı İslamoğlu “  Dağımızı anlatan “ Cemilem “ türküsü Şaphane ‘yi tanıtmanın can simitleri olduğunu adaylarımıza nasıl anlatırdım. Köyün kavalcısı oldum. Nafile! Seçim programlarında olacağını sanmam. Esasında halk da olayı tam görememiş, mahalli idarecilere bu yolda da bir talep de bulunmamışlardır.  Daha yeni yeni anlayan ve bu konuların üzerine düşen vatandaşlarımız  artık çıkmaya başlamıştır. 

İSALMOĞLU HEYKELİNDE İLERLEME!

Başkan adayımız İbrahim TOKYAY İslamoğlu’nun heykelini, Şaphane Kavşağı’nda dikmeye kararlı olduklarını ve hatta fotoshopda,  bunu görünür hale getirdiklerini belirtti. Bu müthiş bir gelişme.  Hadi hayırlısı. Bir de bu fotonun bir kopyasını bize de verseler, yayınlasak ne kadar güzel olur.

Kaymakamımızdan ve Kültür derneğimizden bu konuların üstüne gitmelerini bekliyoruz. Şaphane’nin bölgenin gelişmesi için her türlü imkâna sahiptir.

İHBAR EDİYORUM!

2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu

Haber verme zorunluluğu:

Madde 4 - Taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarını bulanlar, malik oldukları veya kullandıkları arazinin içinde kültür ve tabiat varlığı bulunduğunu bilenler veya yeni haberdar olan malik ve zilyetler, bunu en geç üç gün içinde, en yakın müze müdürlüğüne veya köyde muhtara veya diğer yerlerde mülki idare amirlerine bildirmeye mecburdurlar….

Böyle bir ihbarı alan muhtar, mülki amir veya bu gibi varlıklardan doğrudan doğruya haberdar olan ilgili makamlar, bunların muhafaza ve güvenlikleri için gerekli tedbirleri alırlar. Muhtar, aynı gün alınan tedbirlerle birlikte durumu en yakın mülki amire; mülki amir ve diğer makamlar ise on gün içinde, yazı ile Kültür ve Turizm Bakanlığına ve en yakın müze müdürlüğüne bildirir.

İhbar alan Bakanlık ve müze müdürü bu Kanun hükümlerine göre,en kısa zaman- da gerekli işlemleri yapar. “ Kanun böyle diyor.

Ben de burada gereği yapılmak üzere, BU YASA GEREĞİ Şaphane Dağı’nda bulunan   “ SAKLI KENTİ “ ihbar ediyorum. Duyarlı bir vatandaş olarak da, ayrıca SAKLI KENT’in fotoğraflarını Kütahya Müze Müdürlüğü’ne gönderdim ve burasını meydana çıkarılması gereken “ SAKLI KENT “ olduğunu ilim adamlarımızdan öğrenmiş oldum. Çok yavaş anlasak da, bu altın servetlerimiz gün ışığına çıkarılacaktır. Sayın Mahalli adaylarımız, biraz da, bu köyün kavalcısına kulak verseniz, biraz peşinden gitseniz şu memleket neler kazanır, neler!

Benim bölgemin merhametli ve çalışkan halkı! Şaphane Kültür, Tanıtma, Geliştirme ve Çevre Derneği’mizin 796 51917650-5001 Ziraat Bankası 796 Şaphane Şubesi’ndeki hesabına destek olalım. Her türlü katkınız Şaphane’ye güç katacaktır. Sağlıcakla kalın, hoşça kalın.

 

YORUM 27.02.09

Yaza çıkardık danayı, beğenmez oldu anayı.

ŞU MEMLEKET SEVGİSİ NELER YAPTIRIYOR!

Sizlerin de gördüğü gibi, memleketinin kalkınmasının tanıtımdan geçtiğini iyi anlamış, memleketini seven zeki bir genç, soluğu evlenme programında alır. Konuşmasında cümlelerinin başında ve sonunda hep memleketinin ismi mutlaka geçer. Tam “ Senin maksadın nedir? “ deneceği sırada, “Belediye Başkanım… Sizi takdir ediyor. İlçemiz….. Layık bir gelin ister! “ deyip işi yine ilçesinin ismini tekrar tekrar söyleyerek geçiştirmiştir. Bu yol iyi bir yol değil ama, memleketin ürettiği her şeyin para etmesi, kalkınmanın, o şehri tanıtmaktan geçtiğini anlamış olması çok önemli olduğunu anlamış olması yeter.

HER ŞEYİN BAŞI TANITMADIR!

Şu Şaphane’nin kalkınması ve ürünlerin para etmesi tanıtmaya bağlıdır. Ekseriyet bunun farkında değildir. Ben Saklı Kent’en, Kalemizden, tarihi eserlerimizden, tarih ve tabiat varlıklarımızdan bahsederken,

“ Onları bırak, para getirecek şeylerden bahset “ diyenler olur. Benim esas para getirecek şeylerden bahsettiğimi yavaş yavaş anlayanlar olmaya başlamıştır. Örnek: Necati Demirtaş , “ Ya şu eskilerle uğraşma, ciddi işlerle uğraş artık “ derken, Şaphane gerçeklerini çok erken görmüş ve anlamıştır.

 2 tarihi evi Şaphane Tapusu’nda tarihi eser olarak tescil ettirmiş, restore çalışmalarına başlatmış ve dağımızdaki mağarayı inceletmiş ve mağlarımızın kontrollü olarak turizme açılması raporunun çıkarılmasını sağlamıştır.

Kütahya İl Genel Meclisi’nde “ İslamoğlu ve heykeli” “ Cemilem Türküsü “ ve Şaphane kültürü hakkında videolu bir konferans vermem için, gün almıştır. Ancak ben böyle önemli bir konuyu daha ancak hazırlayabildim. Yine Şaphane Dağı’nda Çerkez Ethem’in Yunanı vurup çekildiği, tabii bir kalesini keşfedip, yayınlamıştım. Bunun üzerine Necati Demirtaş, başka bir ilçenin Çerkez Ethem’min mezarını kendi ilçelerine nakli istediğini belgelemişti. Şaphane’ninde bu mezar naklinde taraf olup, mezarının kendi kalesi, Şaphane’ye naklini talebinde girişimleri olmuş, fikir üretmiştir.

 

Bunları yaparken, fuzuli ve nafile işler olarak gören, idarecilerimizden, olur olmaz kişilerden çok laflar işitmiş, zor durumlarda kalmıştır. Saklı Kent’e kadar giderek, burada da incelemeler yapmış ve bu işi ele alacak zamanı kalmamıştı. Ben olayın şahidiyim. Bazıları hemen bunu taraf gibi görmek isteyecektir. Ben de aynı konularda uğraştım diyen, hatta ben de aynı şeyleri düşündüm diyen biri varsa, bırakın yazmayı, heykelini dikelim.  Bence o konuları anlayıp, düşünecek kadar vizyonu, emeği olan bir kişi daha bu topraklara düşmedi. Hem biz sivrilen, memleketini seven insanları hiç sevmeyiz!

2 YOL VAR !

Yeni belediye başkanın önünde iki yol var. Kendini hızla yetiştirerek, bu memlekete büyük hizmetler yapacak olanlar. Muhatabımız da bunlardır.

Diğer tercih edilecek yolda, incir kabuğunu doldurmayacak işleri abartarak, büyük işler yapıyor gibi yapıp, hiçbir şey yapmamak. Korkum işlerin bu şekilde olacağıdır. Şu övünülen rutin işleri, köy muhtarı da, işgal güçleri de yapar. Gerçi başkanlar da haklıdır. At sahibine göre kişner. Bilgisiz değil, ilgisizlere bu bile çok.

Hz. MUSA DEĞİLSİN!

Gerçekten bu memleketi seven ve müthiş geliştirecek olan başkanın, yolu yukarıdaki bahsettiğimiz işlerden geçecektir. Fabrikamız, zirvede en fazla 150 kişi çalıştırmıştır. Ortalama istihdam ise 70 kişidir. Bu kadar kişiyi okullar bile çalıştırıyor. Fakat fabrika, dere boyunca hayatı durdurmuş, yeşilliği, yaşamı ortadan kaldırmıştır. Tüm bitki örtümüze tesir etmiştir. Bu tip kimyasal fabrikalar, bir verir, 5 alır. Bu alınan 5 uzun yıllar sonra ortaya çıkar. Hâlbuki bu tabiat harikası Şaphane’ye 2000 kişilik“ Bölge Huzurevi “ ne kadar da yakışır. Önce buna kendimiz inanmamız gerekir. Huzur evinde, kalan insan sayısı kadar da çalışanı olur. Al sana 10 fabrika birden kazanç kapısı.

Bütün bu anlattıklarımız bir şey ifade etmiyorsa, bu memleket hizmet için kala kala bir mucize kalır. Hz. Musa gibi olup, asanla Nil nehrini durdurup, şaphane’ye çevirmen, Şaphane Kavmini kurtarman gerek. Ya da Şaphane’yi 5 sene daha yerinde saydırmak var. Yerinde saydırmak bile başarı sayılır.

Bilgiye, bilmeye, bu memleketi sevmeye ne kadar ihtiyacımız var. 5 seneden beri, iyi günde, kötü günde, sağlıkta, hastalıkta aralıksız yazıyor, Şaphane’nin ismini yaşatmaya çalıştık. Bu isim hep yaşasın diye, karşılıksız gayret gösterdik. Helalleşmekte daima fayda vardır. Kırdığımız olduysa, af ola!

Benim bölgemin merhametli ve çalışkan halkı, Şaphane Kültür, Tanıtma, Geliştirme ve Çevre Derneği’mizin 796 51917650-5001 Ziraat Bankası 796 Şaphane Şubesi’ndeki hesabına destek olalım. Her türlü katkınız Şaphane’ye güç katacaktır. Sağlıcakla kalın, hoşça kalın.

 

YOORUM  20.02.2009

“Nokta kadar menfaat için, virgül kadar eğilmeye değmez “

KIYMETİ BİLİNİYOR MU?

Osmanlı ordusu sefere çıkarken, hep Kırım Hanı ordusuyla hazır ve en önde olurdu. Bu Kırım hanı her seferde, sanki ilahi emirmiş gibi otomatikman hep hazır ve nazır oluşu, alışkınlık yaratmış. Viyana seferinde, bu sefer Kırım Hanı Osmanlı oğullarının bunu alışanlık haline getirdiklerini ve hiç kıymetlerinin bilinmediğini görünce, “ Yiğitlerim! Yavaş olun, Osmanlılar kıymetimizi bilemediler “ der. Yiğitlerde işi yavaş alınca, Viyana kuşatması hüsranla sona erer.

Hiç menfaati olmadan Şaphane için çırpınanlara bir kulak verilmelidir. Bugün bazı Parti yöneticileriyle, uzun uzun sohbet etmek imkanım oldu. Fikirlerimizi haklı gördüler.

BÖLGE HUZUR EVİ

Tanzimat’a kadar İlçe olan Şaphane’nin, 2 asırdan beri 2 ideali vardı.  Biri tekrar İLÇE olmak, diğeri de tekrar Şap fabrikası kurulması.

Bunu her doğan çocuk ezberlerdi. Bu idealin paganları olduk. Her gelene hep bunları söylerdik. Gelen devlet büyükleri de yok mu başka derdiniz derlerdi. Yok derdik. O zaman bunların gerçekleşme imkânı ve ihtimali bile yoktu. Ama o zaman Şaphane halkı bu papağanlığından hiç vaz geçmedi. Bir gün geldi gerçek oldu.

Diyelim ki, Askerlik Şubesi’ne aklım ermiyor. O zaman yine 2 yeni idealimiz mutlaka olmalıdır.  “ Bölge Huzur Evi “ ve          “ Lidya Saklı Kenti’nin ortaya çıkarılması “

Avrupa’da bir memleketin tabii güzelliği varsa, oradan sanayi ve fabrikayı uzak tutmuş ve oraların halkı da bunu talep etmemiştir. İşte o zaman bacasız, zararsız fabrikalar kurulmuştur. İsviçre’nin sanayisi ve dev fabrikaları yoktur.  Atilla’nın dağın başı dediği İsviçre, turizmi çok erken keşfetmiş ve bankacılığı ve hizmet sektöründe rekor kırmıştır. Şimdi bir rençper ve köylü milleti dünyanın en zengin ülkesidir.

Hani Şaphane’ye de çok benzer. Biz de çevreye zarar veren fabrikalardan çok bacasız fabrikalara önem vermeliyiz.

BÖLGE HUZUR EVİ

Doğa harikası Şaphane’ de, örnek, Elmalı Yaylası’nda Ege Bölgesi’nin en büyük orman içi BÖLGE HUZUR evi yapılır. Çevremizde hiç mi hiç huzur evi yoktur. Huzur evi, kimsiziler evi demek değildir. Yurdumuzda, öyle huzur evleri vardır ki, Hilton otelleri bile gölgede kalır. Böyle orman içi “ Doğa Huzur Evi “ daha bilinmemektedir.  En azından 1000 veya 2000 kişilik huzur evinde, 500 – 1000 kişiden fazla çalışan olur. Köylünün ürettiği yetmez. Bu sefer herkes seferber olur. İşsizlik geçmişte kalır. Yapılacak ilk iş nedir? Buna önce kendimizin inanması ve talep haline dönüştürmektir. Gerisi çorap söküğü gibi gelecektir.

SAKLI KENT

Dağımızda bir saklı kentin olması, bir şehrin açıkça kurtulması demektir. Bunu herkes bilir. İzah edince herkes anladı. Sayın Rektörümüz de Allahın izniyle, bu yer altı şehrini ortaya çıkaracaktır. Bunun için hem Kültür derneğimiz, hem de bizler basın olarak, Sayın Rektörümüzün bu SAKLI KENT’le istedikleri fotoğraf ve bilgileri hazırlıyoruz.

DERNEĞİMİZE DESTEK OLMALIYIZ.

Bazen Şaphane için hayati önemli olan bu konuları anlatmak mümkün olmaz ve konu ortada kalır. Bu sefer dernekler ortaya çıkar. Bizim Şaphane Kültür, Tanıtma, Geliştirme ve Çevre Derneği bir sivil kuruluş olarak böyle gayeleri vardır.

Dernek de toplumun katkı ve gayretleriyle yürür. İçimizde bir hayırlı yer olsa da hayırımı, yardımımı yapsam diyen pek çok vatandaşımız bizden hep derneğin hesap numarasını sormuştur.  Yeni hesap açıldı. Hemen vereyim.

796 51917650-5001 Ziraat Bankası 796 Şaphane Şubesi.

TARİHİNDE İLK KADIN ADAYLAR

 Seçime katılan 2 Partimizde, tarihimizde ilk defa 2 hanım belediye meclisi adayı Aysel Aksu ve Sevim Kocakalay hanımların olduğunu öğrendim. Fakat bunlar süs olmasın ve seçilecek sıralarda olsunlar.  Hanımlar da ses getireceklerdir. Bir tarih ilk defa yaşanıyor.

HALKIN ÖNÜNE ÇIKIN!

Secime günler kaldı ama, adaylardan kimse halkın karşına çıkıp da, derdini anlatacak cesaretİ şimdiye kadar gösteremedi. Bu secim, halksız, toplantısız olacaksa, tombala ne güne duruyor?

Benim bölgemin merhametli ve çalışkan halkı, derneğimizin hesap numarasını öğrendiniz. Her türlü katkınız Şaphane’ye güç katacaktır. Sağlıcakla kalın, hoşça kalın.

 

YORUM 13.02.2009

" Nokta kadar menfaat için, virgül kadar eğilme. "

ŞAPHANE KAYBEDECEK!

Aklı başında, hangi Şaphaneliyle konuştuysam, fikir birliği etmişçesine,  şu duruma göre       “ Kim kazanırsa kazansın, kaybeden Şaphane olacaktır. “ diyorlar. Ya neden Şaphane kaybetsin. Biraz şu bizim ninnili, masallı anlattıklarımızı dinleseler, mucizeler yaratabilirler. İşte mucize yaratmak isteyen de yok ya.

ŞAPHANE’YE DEV YATIRIM!

Böyle bir haberin başlığını görünce, ne kadar sevindim. Tam da aynı gün başbakanımız da “ Büyük düşünün, hayaliniz büyük olsun! “ diye dersler veriyordu. Nihayet Şaphane AK Parti teşkilatı uyandı, şaha kalktı ve dev yatırımlara başladı diye bayram ediyorduk. Dağımızın zirvesindeki    “ “Haberci Kalesi tamiri “ “ Lidya Saklı Kenti “nin gün yüzüne çıkarılmasını zaten bekleyemezdim. Bunlar Dini-İslam’dan değiller, böyle bir faaliyet ne kadar günah olur. Buraları Gâvurun şehridir, zaten ne getirecektir ki, batsa, yok olsa da olur.

Yalnız İslamoğlu’nun Şaphane Medresesi Mezunu, Hafızı-Kur’an olduğunu hatırlatmalıyım. Bu kulunuz Şaphane’de hatırlanmak ister.

Onları bir kenara bırakalım.  Söyleye söyleye dilimizde tüy bittiği, okumaya, incelemeye bile tenezzül etmedikleri, çok basit, etrafımızdaki 4 İlçe de olmayan       “ Bölge Huzurevi”, ilçemizde mutlaka olması gereken       “ Askerlik Şubesi “ 2. Bir Şap Fabrikası “ “ Süper bir Otel Yapımı” gibi eserlerin,  dev yatırımların dirilmekte olduğunu sandım. Haberin içeriğini okuyunca şok oldum. Dağ fare bile doğurmamış. Meğer dev yatırım       TEDAŞ’ın çevre ilçelerde de yaptığı, ki Gediz’de bitmiştir, Simav’da devam ediyor, kabloların yer altına alınmasından ibaretmiş. Tabii zaten yürüyecek bir arabayı kattırmış olabilirler. Nihayet biz istemesek bile, bir ticari kuruluş, TEDAŞ tüm ilçelerde kabloların, yine ticari sebeplerden yer altına alınmasına karar vermiş. Kablolar, yer altına alınmakla, yerin altında binlerce işçi çalışacak değil. Şaphane ekonomisi için kablolar yerin üstünde olsa, yerin altında olsa, ne fark edecek, Şaphane yine “ Otelsiz “ “ Gençliksiz “  “ İş yeri olmayan  “ turizmi anlayamamış “ unvanını koruyan şirin bir kasaba. Daha ilerisine gitmesini isteyen de pek yok hani. Esasın da kızıma söylüyorum da, bakalım yeni aday gelinler anlıyor mu? Şu bahsettiğim konuları ve yerleri bilmeyen bir başkan da, bir devlet büyüğü yanında çok gülünç olur.

GEDİZ BİR ÖRNEKTİR.

İlle de iktidar partisi diyenlere, Çavdarhisar ve Eskişehir mucizelerini gösteriyoruz. İktidar olan yerler de çok geri kalan yerler vardır. Ancak Gediz Belediye Başkanı Dr. Mehmed Ali Saraoğlu da mucizeler yaratmıştır. Ormanın içinde olan, ormanın büyüklüğünü haliyle göremez. Çölün ortasında kurulmuş, çadırdan betonarmeye döndürülmüş, günü geçmiş binalardan oluşan, sade bir kasaba görümündeyken, başkan modern binaları, Plazmalarıyla, Doğalgazla, Ilıca ile gerçek bir ilçe yaratmıştır. Gediz çok ileriyi görebilen bir başkana kavuşmuştur. Bu başkan iktidar partinden olmasa da, ne yapar yapar, yine de yapardı. Kılıç kuşananın, at binenindir!

 Bizim muhteremlerimiz, çarşı meydanındaki alanı arsa sanıyor. Gerçek bir ilçenin en azından bu kadar boşluğa, alana ihtiyacı var. En köşelere bir yere 20 katlı bir plaza yapılabilir. Eğer buraya, tek tük binalarla doldurulursa, bu cehaletin abidesi olur. Bu ihaneti de köyünden hiç çıkmamış, bir şey hiç görmemiş birisine nasip olacaktır.

www.saphane.tr. gg sayfamıza, o kadar vatandaşımız fikir görüşlerini yazıyorlar. İşte bunlardan bir kaçı:

 

 Cavit KOCAÇAY <ckocacay@mynet.com>

Sayın Tahsin Ünlü
10 yıl önce kısıtlı imkânlarla yayınlanan Beyaz Boncuk Şaphane kitabının her zaman kıymet verdiğimiz Bölgem gazetesinde belirtilmesi mutluluk vericidir.Gönül istedi ki gençler tarihe meraklı olsun.Geçmişten geleceğe emin adımlarla yürüsün.Yeni kitaplar yayınlansın.Çalışmalarınızda başarılar diliyorum.Saygı ile.Cavit KOCAÇAY


Email: osman bakbi_43@hotmail.com
Harkes rüyasındaki gördükleri tatlı rüyasını görmek istiyor gözlerini açtığında hala öyle düşünüyor değil, yaprak kımıldamıyor.

Ziyaettin tokyay <saphaneli1950@hotmail.com>

Tahsin bey !

Kararlı tutumunuzdan davranışından dolayı sizi kutlarım bahsettiğiniz filmi 1968 yılında bir kere gördüm evimiz sinemaya 30 metre olmasından dolayı 15 gün  boyunca filmin ayni sözlerini  dinlemişimdir  SAPHANE Dağının eteklerinde sanırım. Kimse İslam oğluna sahip çıkmaz, çıkmaya çalışmaz. Mutlu günler dileğiyle Ziyaettin Tokyay

Ne kadar da haklısın kardeşim.  İslamoğlu adıyla, bir Şaphane filmi dünya’da vizyona girecek. Birileri de Şaphane idaresine aday olacak ve bundan haberdar ve ilgisiz olacak. Anlaşılacak şey değildir. Bu filmin bir örneği hep Şaphane’de olmalıdır. Şaphane’yi kullanıp, şan şöhret ve makama ulaşanlara Allah akıllar versin. Birimizin tahtası eksik ama kimin bilemedim.

Benim bölgemin çalışkan, merhametli insanları, öğrenciler hepimize sağlık, başarılar dilerim. Sağlıcakla kalın, hoşça kalın!

 

YORUM 6.02.2009

Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az!

ADAYLARIMIZ HALKTAN KORKMAMALI

Maşallah bu sene Allah Şaphane’ye bol Başkan adayı yağdırıyor. İnşallah sonuna kadar da giderler.

Sinemada halkı toplayıp, dertleşmek, genel fikirlerini öğrenmek ve adayların kendini tanıtma için büyük fırsat olur. Eğer halkın karşısına çıkamadan, seçime giderlerse, ne demeli bilmem. Hele şu yeniler! Siz neden halktan çekinirsiniz? Anlamak mümkün değil.

ŞEHRİN MANEVİ ŞAHSİYETİ ÖNEMLİDİR.

Şu Kültür ve Tarih şehri Şaphane’nin manevi şahsiyetini temsil etmek büyük bir gurur kaynağıdır. Ne yazık ki bunu çok az kişi bilir. 

Dünya’ya bakınca buna ne kadar ehemmiyet verildiğini görürüz. Şu MAN otobüs ve kamyonlarının ne anlama geldiğini merak ettiniz mi?

Münich, Ausburg, Nurnberg  Bavyara Eyalati’nin 3 Şehrinin ilk harfleridir. Fulda lastikleri, ismini Fulda şehrinden  alır. Cezayir daha ileri giderek, Cezayir şehrinin ismini, devlet ismi yapmıştır. Daha örmekler dolu. Herkes şehrini tanıtmak için neler, neler yapıyor. Biz uyumaya devam edelim. Kütüphaneleri, interneti her gün tarıyorum acaba Şaphane ile ilgili bir şey var mı diye. Nihayet Kütahya Kütüphanesinde rast geldi.

Sağ olsun, o günkü şartlarda Cavit Kocaçay bir kitapçık yazmıştı. Çıka çıka o çıktı. Başka hiçbir şey yok! Bakın nasıl.

Demirbaş No

:4139 

Yayınevi veya Yayınlatan

:Şaphane Belediyesi 

Kitap Adı

:BUGÜN 146325 ziyaretçi BURADAYDI
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=