“ Cemilemin gezdiği dağlar meşeli” türküsünü hatırladınız. Bu türkü gerçekten Şaphane Dağı’nda yaşandı ve kahramanları halen sağ. Muhabirimiz Tahsin Ünlü uzun zamandan beri bu türkünün yaşayan kahramanlarını ortaya çıkarmaya çalışmaktaydı. Nihayet muhabirimiz Tahsin Ünlü türkünün tüm kahramanlarını, Cemile Aktaş’ı Ümmet Yıldırım’ı tek tek buldu ve kendileriyle konuştu. Acı olay, hazır bir sinema senaryosu idi.
Olayın Kahramanı Cemile AKTAŞ, koca ( Büyük ) Memiş ve Iraz Aktaş ’ın 8 Çocuklarından üçüncüsüdür. Cemile ailesiyle beraber Göçlük Köyü Cicikara Mahallesine yerleşirler.
Ancak bu olayın Kahramanı Cemile’nin başına gelenler, pişmiş tavuğun başına gelmez ve çile kaderi olur. Buradaki gerçek olaylar, tam bir tabii filmdir ve bu konu film olabilecektir. Daha şimdiden duyuruyoruz.
İsmail oğlu Zabit Cicikaro Cemile ile evlenemeye karar verirler. Düğün cinayetle biter. Düğün alayı arasında bulunan Gavur Ali lakaplı, Ormancı Ali, rakı ister. Düğün sahibi bu isteği reddeder. Göçlük yareni, ormancıya bir rakı almadılar diye kırılır ve düğünü terk etmeye kalkar. Bunların günlü alınır ve geri dönerler. Evin önünde yağmur sularıyla gölcük oluşmuştur. Seğmenler bu suyun etrafında dönerler ve suya doğru ateş ederler. Cemile’nin amcaoğlu Yaren Bayram Aktaş, babası silah verir. Yine Göçlük Köyü’nden Hasan oğlu, Celal Yılmaz’ı kaza ile yaralar. O zaman imkanları da az olduğundan Celal Yılmaz kan kaybı ve barut zehirlenmesinden ölür. Katil Jandarma tarafından tutuklanır. Esasında olay kaza ile değil, düğün bahanesiyle daha 15 yaşındaki Celal Yılmaz’ın kasten vurulduğu söylentisi yayılır. Celal Yılmaz’a adet üzeri türkü yakılır. Halen köylülerin zihinlerindedir. Olayı hatırlarlar.
Cemalımın evleri dere kaşında
Celamımı vurdular 15 yaşında
Celalım, Celalım, ne oldun celalım
Kanlar içinde kaldın Celalım
Celalin evleri mektebe yakın
Celali vurdular boyuna bakın
Şirin bahçesinde gül idin
Goncalarım açmadan vurulmuş oldun. ( Derleyen Hürü Akdağ Gölcük )
Bütün bunlara rağmen Cemile, Zabit Cikaro’ya gelin gelir. Bunlar esasında dayı, hala çocuklarıdır. 3 yıl sonra eşi askere gider. Gelin geldiği aile, düğünde bir kişinin cinayete kurban gittiğini ve gelinin uğursuz geldiğini öne sürerler ve gelini istemezler. 10 yıl sürecek boşanma davası başlamıştır.
Cemile ailesine, babası koca Memeş’e dönmüştür. Hayvancılıkla geçinen aile de yazın Şaphane Gökçukur Yaylası’nda geçirmektedir. Cemile’nin daha boşanma davası devam etmektedir. Bu sırada Kızılkoltuk Köyü, Kayrak Mahallesi’den Ümmet Yıldırım,ın 3 çocuk babasıdır ve eşi vefat etmiştir. Artık evlenmek istemektedir. Gökcukur Yaylası’na gelerek, bazı kişilerin yardımıyla Cemile’yi zorla Şaphane Dağı’nın meşelerin bol olduğu başka tarafına kaçırır. Cemile kaçmasın diye, bir odaya kitler. Cemile de evlenmeyi zaten reddetmektedir ve çok guruludur. Bu arada Cemile’nin yanına diğer Yörük kadınlar ziyarete gelmektedir. Bunlardan Cemile’ye akıl verirler. En sonunda Raşit Yüksel’in verdiği akılı dinler.
“ Cemile akıllı ol kızım. Yoksa seni yaşatmayacaklar. Sen bunlara evleneceğim, çağırın babam Koca Memiş’i, isteyin de Nikah kıyılsın de “ derler. Cemile de bu öğütleri yerine getirir. Cemile’nin babası koca Memiş’i çağırırlar. Türkü de olayın burasına açıkça geniş yer verilmiştir. Her kıtanın sonunda “Nikamızı Kıysın, Ünnen Gelin Koca Memiş'e “
denmektedir. Ünen Gelin Koca Memiş’e - bugünkü Türkçe ile “ Çağırın gelin Koca Memiş’i,( babası ) kıysın nikâhımızı “ anlamına gelmektedir. Cemile’nin babası iri yarı bir adam olduğundan, Koca Memiş lakabı takılmıştı.
Gerçekten Cemile’nin babası Koca Memiş Aktaş, jandarma eşliğinde Şaphane Gökçukur Yaylası’na gelir. Cemile babası, hep beraber Şikayet dilekçesini geri almak üzere Gediz Savcığı’na gidilir. Cemile kendisine verilen öğütleri tutar ve kendini güvencede hissedince karşı tarafa geçer ve durumu anlatır.
Gediz Savcısı Cemile’yi kaçıran Ümmet Yıldırımı ve 4 arkadaşını hemen orada tutuklar.
CEMİLE HANIM TÜRK KADIN GURURUNU KORUMUŞTUR.
Artık Kütahya Ağır Ceza Mahkemesi’nde yıllarca sürecek ceza davası başlar. Bu arda Ümmet Yıldırım’ın ağır bir ceza alacağı ortadır. Şaphane’nin ve Gediz’in tüm ileri gelenleri Cemile Hanıma seferber olurlar. Evlenip, şikâyetinden vaz geçmesini rica eder, yalvarır yakarırlar. Cemile Hanım, tüm bu risklere, ısrar ve yer yer tehdit de olmasına rağmen, KADIN GURUNU KORUR ve şikâyetinden vaz geçmez, evlenmeyi de reddeder.
Bunun üzerine Kütahya Ağır Ceza Mahkemesi Ümmet Yıldırım’ı 15 yıl 2 aya mahkûm eder. Hapishane’de bu olayı her gün anlata anlata diğer mahkûmlar olayı artık ezberlemişlerdir. Hapishane arkadaşı Çeltikçili Kadir Aksoy, öyküyü kaleme almış, yazıya dökmüştür. Bu kadar olaylarla, acılarla dolu bu öykünün türkü olmasını istemektedir. Hapishaneden olayı müzik sanatçılarına durmadan göndermektedir. Nihayet müzik sanatçısı Necat Bayram’a da yazarlar. O sıralarda da Kütahya damadı Özay Gönlüm Ege Bölgesi’nden öyküler, mahalli türküler derlemektedir. Öykü Özay Gönlüm’e ulaşmış ve Özay Gönlüm’de öyküye uygun bir türkü hazırlamıştır. “ Cemilem” türküsünü ilk defa Ümmet Yıldırım ve arkadaşlarına hapishanede dinletilir ve olaya uygun olup olmadığı sorulur. Olay Özay Gönlüm’ün sazının tellerine gerçeğe uygun aktarılmış ve ona ruh verilmişti. Olayın kahramanından da türkü onay almış ve artık türkü piyasadadır. Türkü dünyaya yayılır.
Onlarda bunu besteler ve Şaphane Dağı türküsü olur. Haliyle Kütahya Damadı Özay Gönlüm Denizlili olması dolayısıyla, sanki türkü de Denizli’nin sanılmaktadır. Gerçekte ise, olay ve yeri Şaphane’dir. Türkü Şaphane ve Denizli’nin ortak bir kültürüdür.
Olayın Kahramanı Cemile AKTAŞ ve eşi Ethem Akataş’ı Uşak’daki evlerinde ziyaret ettiğimiz de kendisiyle konuştuk, 5 temmuz Cumartesi günü, Şaphane Dağı 3 Bölgesel Yayla Şöleni’ davet ettik. Cemile Hanım:
“ O Gökçukur Yaylası’nda acı tatlı günlerimiz oldu. Gökcukur Yaylası o zaman bizimdi. Şaphane’de haliyle çok tanıdıklarımız vardır. Sizin yazdığınız olaylar başımızdan geçti. Ben Türk kadının gururunu, davamdan tüm ısrarlara rağmen asla vaz geçmeyerek korudum. Evlatlarıma ve Türk kadına şanlı bir geçmiş bırakıyorum. ““ Cemilemin gezdiği dağlar meşeli” türküsündeki o Cemile’nin ben olduğumu şimdi sizden öğreniyorum. Ama türkünün öyküsünün bana ait olduğu kesin. Babam gerçekten “ koca Memiş” idi. Şaphane Dağı 3. Bölgesel Yayla Şöleni’ne o Şaphane Dağı’nın ve Yaylanın hatırı için sağlığım el verirse, katılacağım. Başımdan geçen olaylar, ancak bir filmde olabilirdi. Kimseye kırgın değilim. Olaylar geride kaldı. Artık herkesle kardeşiz. Filminin çevrileceğine de inanıyorum. Şaphane ve bölge halkıyla Şaphane Dağı 3. Bölgesel Yayla Şöle’nin de buluşmak üzere, herkesi, hemşehrilerime selamlarım.”
Kütahya, Şaphane Gürkuyu, Kayrak Mahallesi’nde Ümmet Yıldırım’ı da ziyaret ettik.
Ümmet Yıldırım:
“ Bizler, dağda ve yaylarda yaşayan insanlardık ve cahil kaldık. Olayımızı gençler mutlaka okusun. Eşim öldükten sonra 3 çocukla ortada kaldım. Evlenmek maksadıyla Cemile Hanımı, bazıların kışkırtmasıyla cahillik eseri olarak kaçırdım. Bu cahillik ve zorbalığın faturası 15 yıl 2 hapisti. Fiilen 8 yıl 8 ay yattım. 1974 aftan faydalanarak çıktım. Olay tam sizin yazdığınız gibidir. Hapishane de benim ve arkadaşım Kadir Aksoy’nun müzisyenler durmadan yazması ve Özay Gönlüm’ün derlemesiyle “ Şaphane Dağı “ türküsü ortaya çıkmıştır. Oradaki adı geçen meşeleri, Şaphane Dağı’nda bugün dahi gösterebilirim. Bu türküyü hayata geçmesini sağlayan kişiler bizleriz.
Olay 1965 yılında olmuştur. Aradan uzun yıllar geçmiştir. Artık ahret-dünya kardeşim, bacım, hemşerim Cemile Hanıma kırgın filan değilim. O artık bizim kardeşimiz. Artık ikimizin de çok şerefli ailelerimiz ve torunlarımız var. Yıllar sonrada olsa, kendilerinden özür dilerim. Türk kadının gururunu, yanına gitmeyen kalmamasına rağmen, davasından vaz geçmeyerek Cemile Hanım korumuştur. Durumumuz gençlere örnek olsun. Bu bakımdan film gibi olayımız, mutlaka bir film olmalıdır. Ben buna inanıyorum. Tüm bölge halkının “ Şaphane Dağı 3. Bölgesel Yayla Şöleni’ni candan kutlarım. Sizi, bize ulaştıran Veteriner Hekim Yalcın Karakaş’a, Gürkuyu eski muhtarı Eşref Özçelik’e teşekkür ederim.”
Geriye, sadece olayı filme çekmek kaldı. Bu da çok yakındır. Yeter ki olayın, bölgemiz için ehemmiyetini zamanında kavrayabilelim.

